« Önceki |

8/2/2010

kafkas resimleri

resimleri buyutmek için resimlerin üzerine tıklayınız

7/2/2010

el işi, gravürlü silah resimleri

resimleri buyutmek için üzerine tıklayınız

21/12/2009

atlar


Köpeklerden sonra en sadık dostlarımızın atlar olduğunu biliyor muydunuz? Evcil atlar sahiplerini hiçbir zaman terk etmezler.
25 'ten fazla türü olan bu sadık dostlarımız hiç yorulmadan bizi kilometrelerce uzağa taşıyabilirler. Atlar tarih boyunca insana en çok yardımcı olmuş hayvanlardır.
Bugün sokaklarda binlerce araba ve bu arabalar için yapılmış yollar var. Oysa bu arabalar ancak son yüzyılda insanlara hizmet etmeye başlamışlardır. Sizin dedenizin dedesinin doğduğu yıllarda hiç kimse araba diye bir şeyin varlığını bilmiyordu. O tarihte ulaşım ve taşıma işleri hayvanlar özellikle de atlar sayesinde yapılıyordu

Peki atların yaşının kesici dişlerinin aşınıp yıpranmasına göre anlaşıldığını biliyor muydunuz? Atların yediği ot kumlu ve tozlu olduğu için dişleri zamanla aşınır. Ancak Allah atların dişlerini çok uzun yaratmıştır. Bu dişler çene kemiğinin çok derinlerine kadar gömülen uzun şeritler halindedir. Yani dişlerin kök kısmı bizimkilere göre çok daha derinlerdedir. Diş aşındıkça kemiğin içindeki bölüm dışarı çıkar. Hatta yaşlı atlarda dişlerin kökü diş etinin yüzeyine gelir. Her bir diş yemek yeme kabiliyetini yitirmeden 2.5-5 cm aşınabilir. İşte biz de bu aşınmanın miktarına göre atların yaşını tahmin edebiliriz. Düşünsenize; eğer Rabbimiz atlara böyle bir özellik vermeseydi bu hayvanlar kısa sürede dişlerini kaybedip açlıktan ölürlerdi..

 
Rabbimiz atın tüylerine de çok önemli bir özellik vermiştir. Atların tüyleri vücut ısılarının ayarlanması için termostat yani ısı ayarlayıcısı görevi görür. Vücutları her zaman 38 derece sıcaklıkta olmalıdır. Bu ısının korunması için soğuk kış günlerinde atın tüyleri uzar sıcak mevsimlerde ise dökülür ve vücut ısısının sabit kalmasını sağlar.
İşte size ilginç bir özellik daha: Atlar ayakta uyurlar! Peki nasıl olur da uyurken yere hiç düşmezler biliyor musunuz? Çünkü bacak kemiklerinin kilitlenebilme özelliği vardır. Rabbimizin verdiği bu özellik sayesinde atlar hem ayakta uyuyabilir hem de çok ağır yükleri taşıyabilirler. Oysa insanlar oturdukları yerde uyuya kaldıkları zaman bile başlarının yana düşmesini engelleyemezler. Atların bacakları yalnız ağır yükleri taşıyabilmeleri için değil aynı zamanda da hızlı koşabilmeleri için özel yaratılmıştır. Atlarda diğer hayvanlarda olduğu gibi köprücük kemiği yoktur. Bu da onların daha büyük adım atabilmelerini sağlar. Ayrıca atların bacaklarında hızlandıkça harcadıkları kuvveti düşüren buna karşın hareket edebilme yeteneklerini artıran bir kemik-kas mekanizması vardır. Bu mekanizmanın çalışmasını otomobillerdeki vites sistemine benzetebiliriz. Hızlanan bir arabanın vitesini büyütmesi gibi atlar da hızlandıkça adeta vites büyütürler. Bu sayede itme için harcanan güç azaltılırken hareket yeteneği artar.

 

18/12/2009

portreler


Kitap Adı : Portreler  
Yazar :
Uğur İlyas Canbolat
Yayınevi :
NESİL YAYINLARI
ISBN :
9756401907
Basım Tarihi - Yeri:
2004 - İSTANBUL
Sayfa Sayısı : 255
Boyutları : 13,5x19,5cm
Fiyatı :
9,00 TL

Çevremizde ne çok konuşan var, hem de en güzelinden! "Sesini değil, sözünü yükselten" lere kulak verdiğimizde işitiyoruz bunu... İyi konuşanlara, "bugünü" aşanlara kulak verelim istedik. Farklı alanlarda farklı seslerden değişik konuşmaları sizler için yazılı hale getirdik. kendi konuşmalarımız zenginleşsin, uzaklar bu konuşmalarla yakınlaşsındı dileğimiz... Hayatın, yaşanan ve yaşanmaya değer her dalına konmaya çalıştık. Yıkan, dağıtan, karıştıran, bulandıran değil; tamir eden, onaran konuşmalara kapı aralamaktı isteğimiz... Niyetimiz, sıkıştırmak, kıstırmak, "itiraf" ettirmek olmadı. "Dolu" olduğunu bildiğimiz insanların "taşanları" nı kaydetmeye çabaladık. "Söz, muhatap ister, dikkat ister, anlaşılmak ister" derler ya, bu deyişlere bir cevap olarak sunduk bu kitabı...

Uğur İlyas Canbolat

18/12/2009

savaş nesilleri

 

Savaş Nesilleri (Kafkasya - Cilt: 2) -

Yazarı: Osman Çelik,
Çeviren:
Hazırlayan: Osman Çelik,

Yayınevi: İtalik Yayınları

Dili: Türkçe


Açıklama:
Kabardey Prensi Temiriko, Kırım Hanları'nın baskıları yüzünden 1557 yılında Çar 4. İvan'dan yardım istedi. Kara Deniz sahillerinde, Kafkasya'da, Volga Nehri'nin doğusundaki zengin-geniş topraklarda gözü olan Çar İvan için, yapılan teklif bulunmaz bir fırsat oldu.

Prens Temiriko, nasıl bir adamla dostluk kurduğunu, nasıl bir kavimle komşuluk yapmaya kalkıştığını bilmiyordu. Olumlu cevap alınca sevindi. O'nun ülkesine davet etti. Bir yıl sonra, Terek Nehri'nin kuzeyinde, Rus ordusu göründü. Arkasında, topraksız köylüler ve Kazaklar vardı. Bu ordu, Mezdegu Ormanları'nın içine, bir kale inşa ederek yerleşti. Bir daha oradan çıkmadı.

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı, yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Kara Deniz'in kuzeyine egemen olan Türk Gücü Anadolu Sahilleri'ne çekilmek zorunda kaldı. Rusya'nın beklediği an gelmişti. Kuban ve Terek Nehir'leri'nin kuzeyinde bir kaleler zinciri oluşturarak, Kafkasya'yı askeri kordon altında aldı.

Kuzey Kafkasya Halkları, bu fiili durumu kabul etmediler. Silaha sarılarak, doksan yıl sürecek bir direniş başlattılar. Rusya, büyük insan kaynağına sahipti. Onbinlik tümenleri, yüzbinlik orduları yok edildikçe, cepheye yenilerini sürdü. Yapıları savaşlar süresince, insanlık tarihinin en trajik olayları meydana geldi. Binlerce kasaba ve köy, yakılıp yıkıldı. Bitme noktasına gelen halklar yurtlarından sürüldü. Göçe zorlanan yüzbinlerce insan, açlık ve salgın hastalıklar nedeniyle hayata zamansız veda ettiler. Aileler parçalandı.Akraba ve dostlar birbirilerini kaybettiler.

16/12/2009

KURTLAR(tuguj)

BOZ KURT» un (Canis lupus)'  kışkırtılmadıkça insana saldırması gerekmez, Bilhassa Kuzey Amerika'nın uçsuz bucaksız ovalarında kışın açıkta geceleyenler, kurtların, yaktıkları ateşin üç metre yakınma kadar geldiklerini görmüşlerdir. Durup insanları seyretmişler, fakat hiçbiri vahşice harekette  bulunmaya  kalkışmamışlardır.
Beri yandan Eski Dünya'da ve özellikle Rusya'da kurtların hücumuna uğrayanlar ve onlar tarafından paralananlar hakkında o kadar çok hikâye anlatılmaktadır ki, bunları hesaba katmamak da doğru olmaz. Bu kurtların açlıktan ölme raddelerinde olduklarına ve adamın altındaki veya kızağındakî ata göz koyduklarına hükmedilebilir. Avrupa kurtlarının, evcil köpeklerle karışmak sonucunda, insanoğlu karşısında duydukları korku ve saygıyı kaybetmiş olmaları da mümkündür. Fakat kurtlar, en tehlikeli ve amansız düşmanlarının insanoğlu olduğunu genel olarak gayet iyi bilirler.
Bozkıırt nüfusu bir zamanlar şimdikinden çok daha kalabalıktı. Bu hayvanlar Amerika'da Kuzey Kutbu bölgeleriyle Orta Meksika arasında ve   Asya'da   Sibirya'dan   başlayarakgüneyde tâ Hindistan Yarımadası' mıı kuzey kısmına kadar uzanan bölgelerde kalabalık sürüler halinde yaşarlardı.
İnsanoğlu yüzyıllar boyunca boz kurda karşı manasız bir savaş devam ettirmiştir. Medenî insan, evcil hayvanlarını da beraberinde taşıyarak dünyaya yayıldıkça, kurt insanlardan uzak, ıssız bölgelere çekilmek zorunda kalmış ve nüfusu da hayli azalmıştır.


Hem zeki, hem de güçlü bir hayvan:

 İnsanların kurttan korkmalarına hak vermemek elde değildir. Zira kurt gerek insan, gerekse başka hayvanlar için hiç de yabana atılır bir hasım değildir. Bir kere zekâsı filinkinden, atmkinden ve gorilinkinden geri kalmaz. Kurt ayrıca iri ve kuvvetli bir hayvandır. Bazı Kanada kurtları 85 - 90 kilo ağırlığında olabilirler. Bu bakımdan rekor 1950' de Alaska'da avlanan 98 kilo ağırlığındaki bir kurttadır, İri bir kurt 120 santim uzunluğunda olur, ayrıca 50 santimlik bir de kuyruğu vardır. Omuz hizasında boyu 90 santimdir.
Kurdun kalın ve sık tüylü postum nun rengi siyah ile beyaz arasındaki bütün tonlarda olur. Bazı kurtların postları sarı veya kahverengi benekli de olabilir. Kuzey ülkelerinde uzun ve beyaz kışlar dolayısıyla kurtlar da çoğu zaman açık renkli olurlar.
Kurdun nispeten kısa kulakları vardır. Kulaklar ne kadar küçük olursa, sıfırın altındaki ısılarda donmaları ihtimali de o nispette azalır. Kurdun uzun ve tüylü kuyruğunun da pratik bir faydası vardır. Kurt uykuya yattığı zaman, kuyruğunu, çıplak burnunun ve ayaklarının etrafına sararak onları donmaktan  korur.


Kurtlar ve yavruları:

Kurtlar örnek bir aile tablosu meydana getirirler. İlkbahar başlarında çiftleşirler. Erkek, eşinden zorla ayrılmadığı takdirde, genel olarak hayatının sonuna kadar bir tek eşle kalır. Dişinin yeraltı inini ve buraya giden tüneli, (Bu tünel 9 metre uzunluğunda olabilir) kazmasına yardım eder. Kurt çifti bazen de kayalık bir mağaradan veya başka bir hayvanın terkedilmiş ininden faydalanır. Kurtlar genel olarak ıssız yerlerde barınırlar ve çoğunlukla etraftaki araziyi rahatça görmelerini sağlayan bir tepenin ucuna yakın.yerleri tercih ederler.
Yavrular çiftleşmeden iki ay kadar sonra dünyaya gelirler. Bir batında doğan yavru sayısı genellikle altı ise de, bu sayı dört ile on arasında oynayabilir. Yeni doğan yavrunun isli kahverengi veya hafif grimsi mavi renkte sık tüylü bir postu vardır. Doğduğu sırada kördür. Çekik lâcivert gözleri beşinci ile dokuzuncu günün arasında açılır. Yavru kurdun gözleri iki ay sonra yetişkinlerinki gibi sarımsı gri bir renk alır.
Başlangıçta yavrunun başlıca gıdası annesinin emzirdiği süttür. Fakat anne bir, iki hafta sonra yavrularım memeden kesmeye başlar. Bu devrede yavrularını, midesindeki yarı sindirilmiş etleri kusmak suretiyle besler. Anne önceleri yavrularının yanından hiç ayrılmaz ve onları kendi yiyeceğiyle veya eşinin ya da yakın bir akrabanın getireceği etle besler.
Erkek kurdun uzak yerlerde avlanıp yiyeceği, kusulup yavrulara yedirilmek üzere midesinde getirmesi âdettir. Avlanmadığı zaman, ine yakın tepelik bir yerde uyuklayıp nöbet tutar. Bir tehlike hissettiği anda
önce ailesine işaret verir ve gerekirse dikkati üzerine çekmek amacıyla kesik kesik havlayarak gerilemeye başlar. Böylece düşmanı inden uzaklaştırmayı başarır. Bir kaza annenin hayatına son verecek olursa, baba yavrulara bakmak görevini üzerine alarak, onları, kustuğu yiyecekle  beslemeye  koyulur.
Yavrular çabuk gelişirler. Üç haftalık olunca anneleri ve babaları onları inden yeryüzüne çıkarırlar. Yavrular bundan sonra günlük hayata katılarak avlanmasını ve başlarının çaresine bakmayı öğrenirler.
Kurtların arasında aile bağları çok kuvvetlidir. Yavrular büyüyünceye kadar ailede bol sevgi gösterisi göze çarpar. Ailenin bir üyesi tuzağa yakalanacak olursa, akrabaları onu kurtarmak için ellerinden geleni yaparlar.
Genç kurt bir buçuk yaşma kadar büyür. Dişilerin erkeklerden daha çabuk gelişmeleri enteresandır. Erkekler üç yaşından önce yetişkin sayılmazlarsa da, iki yaşındaki dişiler üremeye hazırdırlar. On, on iki yaşındaki kurt ihtiyarlamaya başlar. On dört yaşmdakinin dişleri iyice aşınmıştır. Tabiattaki kurt en çok yirmi yaşma kadar yaşayabilir.

 

AMANSIZ BİR AVCIDIR
Kurdun beslenme şekli hakkında çok şey söylenmiş ve yazılmıştır. Aç kurdun, karnını çamurla doldurduğunu, kurtların dolunay zamanında şişmanlayıp ay ufaldıkça zayıfladıklarım, kıtlık zamanlarında ön ayaklarını emmek suretiyle hayatta kaldıklarını ve avlarının kanını emdiklerini belki siz de duymuşsunuzdur. Bu söylenenlerin hiçbirinin gerçekle   ilgisi   yoktur.
Kurt   genel   olarak   sürü   halinde
avlanır. Fakat bu sürü, hikâyelerde anlatıldığı gibi, yüzden fazla canavardan meydana gelmez. Kurt sürüsü genel olarak hepsi aynı ailenin üyesi bir düzine hayvanı içine alır. Anne, baba ile yavrularından başka yetişkin birkaç akraba da birlikte avlanabilir.
Bu hayvanların genellikle belki yüz elli kilometre uzunluğunda bir avlanma alanları vardır. Buralarda gezerek geyik, dağ koyunu, ren geyiği ve mus geyiği gibi hayvanları öldürürler. Amerika bizon sürülerini kovalayıp hasta ve yaşlı hayvanları, ayrıca geride kalan yavruları paraladıkları görülmüştür. Yerine göre sıhhatli hayvanları da saatte 30-32 kilometre hızla kovalarlar. Kanada'nın bir bölgesinden, bir yıl içinde dört yüz bin ren geyiğinin kurtlar tarafından parçalandığı bildirilmiştir. Bu uzak bölgedeki kurtların nüfusu otuz beş bine yakın tahmin  edilmektedir.
Kurt, insanların bulunduğu bölgelerde evcil hayvanlardan koyunlara, sığırlara ve atlara pusu kurar. Tavşanlar, kemiriciler, hatta hayvan leşleri de kurdun yiyecek listesinde yer alırlar. Kurt yerine göre böğürtlen ve olgun karpuz gibi meyvaları bile yer. Kurtların haftada bir tek öğün yemekle yetindikleri olur. Fakat hayvanların kuvvetten düşmemesi için bu öğünün gayet bol olması gerekir. Kurt bir defada ağırlığının beşte biri kadar yiyebilir. Bazen artan eti toprağa gömer.


KURDUN ULUMASI


Kurdun   gün  batarkenki  uluması, bir  kere   duyanın   asla   unutamayacağı  derin  ve   dalga  dalga   uzayan,tüyler ürpertici bir sestir. Kurdun ulumasını duyan atların ürperdikleri ve titremeye başaidıkları görülmüştür.
Fakat kurdun bağırışı yalnız bu ses değildir. Bu hayvanın, her birinin ayrı bir anlamı bulunan altı değişik bağırışı vardır. Issız kuzey ormanlarında gecenin sessizliğini yırtan tizce, fakat aynı zamanda yumuşak inilti insana endişe verir.Kurt çiftleşme zamanlarında, gırtlağı kopuyormuş hissini uyandıran o canlı feryadını salıverir. Avlanırken çıkardığı ses ise yine gırtlaktan olmakla beraber, daha gürültülü ve derindir. Kurt aynı zamanda varitrilog olduğundan, sesini duyanlar, sürünün kalabalıklığı ve bulunduğu yönü  bakımından  kolay aldanırlar.

8/12/2009

karaelliye özlem


8/12/2009

KÖYÜMÜN İNSANLARI


22/11/2009

en güzel en yeni karaelli köyü resimleri