« Önceki |

17/3/2008

bir destandır çanakkale

CAN PAZARINDA İNSANLIK DERSİ

bolu Yarımadası İngiliz ve Fransız zırhlıları tarafından hallaç pamuğu gibi atılmaktadır. Taş, toprak, ağaç yığınları ile birlikte, Mehmetçiklerin cansız bedenleri de paramparça yerden göğe, gökten yere yağmaktadır.
İşte bu kan ve can pazarında, acımasız düşmanın bir zırhlısı olan Bouvet sür'atle suya gömülmektedir. Bu arada birçok Fransız denizci de, kendilerini denize atmakta ve can havliyle suyun üstünde kalmaya çalışmaktadırlar. İşte onlardan biri, bir düşman subayı anlatıyor:
"-Birdenbire müthiş bir patlama oldu. Yere kapaklandım. Sonra dehşetli bir sarsıntı ile havaya fırladım ve ken dimi Boğaz'ın buz gibi sularında buldum... Mayına çarpmıştık. Gemimiz batıyordu. Artık hiçbir şey yapılamaz . Yüzerek kurtulmaktan başka çare de yoktu. Sahil yakındı... Fakat sağ bacağımdan yaralanmış olduğumu ve müthiş bir ıstırap verdiğini hissetmeğe başlamıştım. Buna rağmen sahile doğru yüzmeye çalıştım. Karaya ayak atmak üzere iken, tüfeğine süngüsünü takmış bir Türk askerinin bana doğru koşarak geldiğini gördüm. Bu sün güden kurtulamayacağımı ve biraz sonra göğsüme saplanan süngünün sırtımdan çıkacağını peşinen kabul ettim. Gözümü yumdum ve akıbetimi beklemeye başladım.Türk askeri yanıma yaklaştı. Yere diz çöktü. Cebinden çıkardığı sargı beziyle yaramı sardı. Sonra da, sırtından kaputunu çıkardı,titreyen ıslak vücuduma sardı. Üzeri mize yağan mermi yağmuruna hiç aldırış etmeden, koluma girdi... Yavaş yavaş geriye doğru yürüdük... Türk siperlerine gelmiştik. Beni ora da da çok iyi karşıladılar. Türkler,siperlerinde bana sıcak bir çay ikram ettiler. Kısa bir zaman içinde kendime geldim

 

CEPHEDE İÇ YAKAN NAMELER

 

Çanakkale'nin cephe gerisi,birçok insani özellik ve güzellikle dopdoludur.Bunlardan birisini, dedesi Çanakka-le'de çarpışmış bir Anzak olan üniversiteli genç kız dedesinin ağzından anlatıyor:
 
"-Türk siperleriyle çok yakındık. Gecenin orta yerinde ve aşağı yukarı her gün aynı saatte, Türk Siperlerinden bir ses yükselirdi. Öyle gür, öyle içli ve öyle dokunaklı bir sesti ki, dinlemeye doyamazdık... Bazen hafif bir e sinti çıkar ve bu yanık nağmeleri başka yöne götürürdü. Biz, kulaklarımızı dört açıp daha iyi duymak için, nere deyse Başımızı dışarıya çıkaracak hale gelirdik.Gündüz savaştığımız insanın gece söylediği müziği dinlemek ve ondan etkilenmek, ne ilginç bir işti.. Ama gerçekti... Bir akşam, konser saati gelmişti; ama, o alıştığımız ses du-yulmuyordu. İkinci, üçüncü, dördüncü akşam, yine konser yoktu... Merak içinde kalmıştık. Türkçe bilen savaş muhabirine yazdırdığımız bir kağıdı taşa sarıp Türk siperlerine fırlattık. Bu kağıttaki iki cümle ile, konserin ni çin kesildiğini soruyor ve selam yolluyorduk Türklere... Bir süre sonra, fırlattığımız taş siperimize atılmıştı. Yazılanı duyunca, hepimiz hüzne gömülüverdik . "-O arkadaşımızı, geçen hafta vurdunuz!"

17/3/2008

çanakkale şehitlik

Dünya tarihini değiştiren Çanakkale Savaşı cesaretin kahramanlığa dönüştüğü ve eşi görülmemiş bir centilmenlik savaşıdır. Her iki tarafın birbirinden nefret etmeden, siperlerden birbirlerine su ve yiyecek atarak şehitlerinin de koyun-koyuna yattığı destansı bir savaştır.

18 Mart 1915 deki deniz harekatı ile başlayan Çanakkale Savaşı’nda İtilaf Devletleri boğazı geçemeyince 25 Nisan 1915’de Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmış ve sekiz buçuk ay sürecek olan kara savaşları başlamıştır. Bu savaşın sonunda müttefikler 43 bin şehit, 30 bin kayıp,72 bin yaralı verirken Türk ordusu da 55 bin şehit , 25 bin hastanede yaralı iken ölen,10 bin kayıp ve 100 bin yaralı vermiştir. Atatürk’ün bu savaş hakkında söylediği şu söz bu kayıpların daha sonra ülkemize ne gibi bir etkisi olduğunu anlatması bakımından çok önemlidir: “Biz Çanakkale’de bir Darülfünun gömdük”.

30 Kasım 1915’de Üsteğmen Ali Rıza ve Teğmen Orhan Bey karaya oturan bir kruvazörü bombalarken bir Fransız uçağını da makineli tüfekle düşürmüş ve “düşman uçağı düşüren ilk pilotlar” olarak tarihe geçmişlerdir. Müttefik kuvvetlerinden geride kalabilenler 20 Aralık 1915’de Anafartalar ve Arıburnu’nu , 9 Ocak1916’da Seddülbahir’i boşaltarak topraklarımızı terk etmişlerdir. Çanakkale’de müttefiklerin başarı sağlayamaması üzerine İngiltere’de hükümet düşmüş ve Deniz Kuvvetleri Bakanı olan Winston Churchill ve Amiral Fisher istifa etmek zorunda kalmıştır.

General W.Birdword’un Çanakkale Savaşları için tarihe geçen şu sözleri birçok gerçeği ifade etmektedir:
“ Türk askeri kadar vatanı için gözünü kırpmadan ölen,savaş anında müthiş cesaret ve fırtınalar yaratan,ateş kesildiği zaman onun kadar iyi yürekli,yumuşak kalpli,düşmanın yaralarını saran,sırtında taşıyarak onu ölümden kurtaran bir asker yeryüzünde görülmemiştir                                                   .”

Gelibolu Yarımadası 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Gelibolu Milli Parkı’nın sınırları Gelibolu Yarımadası’nın Saroz Körfezinden Ece Limanına ve Çanakkale Boğazı’ndaki Akbaş İskelesi arasındadır. Bu bölgede Seddülbahir Köyü çevresindeki Tekke ve Hisarcık burunları, Ertuğrul, Morto, İkizkoyları, Alçıtepe, Kerevizdere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları Çanakkale Savaşları’nın yapıldığı alanlardır. Bu nedenle bu bölgede her biri ayrı bir kahramanlık örneğini yansıtan şehitlikler bulunmaktadır. Bütün bu şehitliklerin anısına da Çanakkale Şehitler Abidesi dikilmiştir. Bu bölgede çeşitli yerlerde 37 Türk anıtı ve şehitliği, Fransız, İngiliz, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya ait 33 anıt ve mezarlık bulunmaktadır.

15/3/2008

ZIĞINDERE ŞEHİTLİĞİ

Seddülbahir’e 4 km. uzaklıkta Zığındere Plaj Mevkii ile kuzeyindeki Sargıyeri Mevkii arasındaki uzun dere yatağı, Çanakkale Savaşları’nda en kanlı çatışmaların geçtiği bölgedir. Dere yatağının kısmen korunaklı olması dolayısıyla burası her iki taraf için de çok önemliydi. Bunun için birkaç metreyi ele geçirmek için binlerce asker burada hayatını kaybetmiştir.

General Hamilton Zığındere’de başarıya ulaşamayınca 28 Haziran’da Zığındere’den taarruza başlamış, gemilerden açılan top atışları karşısında bölgede sıkışan orduya takviye olarak gönderilen 11. ve 6. tümenler ile taarruz güçlükle durdurulabilmiştir. Her iki tarafın da çok kayıp vermesine rağmen istenilen sonuç elde edilememiştir. Bu bölgedeki çatışmalar Seddülbahir bölgesindeki savaşların noktalandığı yerdir. Müttefik kuvvetleri geri çekilirken de en son bu bölgeyi boşaltmışlardır.

Zıgındere’nin girişinde plajın hemen arkasında İngilizlerin su sıkıntısını karşılamak için açtıkları demir konstrüksiyonlu bir kuyu halen durmaktadır. Kuyunun bileziğinde bunu açan mühendislerin isimleri yazılıdır.

Zıgındere ile Alçıtepe arasında, Alçıtepe’nin 1 km. batısında bulunan Sargı Yeri Şehitliği savaşın bitiminde yapılmıştır. Bu şehitlik 1995’de yenilenerek 30 Temmuz 1995’de açılmıştır. Seddülbahir bölgesindeki savaşlarda yaralanan askerler burada tedavi görürken, İngiliz donanmasının bombardıman ve saldırısına maruz kalarak şehit olmuşlar ve topluca buraya gömülmüşlerdir. 1995’deki düzenlemede toplu mezarlardan çıkarılan kemikler burada muntazam bir şekilde gömülmüş ve künyeleri olanların da isimleri üzerlerine yazılmıştır. Burada 60’ı subay olmak üzere 300 şehit gömülüdür. Şehitlikte normal insan boyutunda, mermer kaide üzerinde bronzdan, kucağındaki yaralı bir askeri kızgın güneşten korumak için elini yukarıya kaldırmış bir askeri gösteren anıt bulunmaktadır.

15/3/2008

ÇANAKKALE ŞEHİTLİK

ŞEHİTLİK ABİDESİ

Sembolik mezarların ayyıldız şeklinde dizini

15/3/2008

çimenli kalesi

Çanakkale 'çimenli kalesi'  kale içinde  savaş döneminde kullanılan silah ve malzemeler sergileniyor.

Resimdekilerde ben ve kızım hasibe kaleyi gezerken

15/3/2008

ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ

ABİDE

Gelibolu, Seddülbahir’in 3 km. kuzeydoğusunda, Morto Koyu’nun doğusunda denize hakim Eski Hisarlık Tepe’nin sırtında Ömer Kaptan tepe’si üzerinde yer alan bu anıt bütün Çanakkale Savaşları şehitlerinin anısına yapılmıştır. Bu anıt, Çanakkale Savaşları’nda şehit düşen 253.000 şehidi simgeleyen anıtların en görkemlisidir.

Çanakkale şehitleri anısına ilk olarak anıtın yapılması için Alçıtepe düşünülmüş ve planlanmış, ancak arazinin bozukluğu ve denize uzak oluşundan ötürü bundan vazgeçilmiş ve bugünkü yerine yapılmıştır. İlk kez bu anıtın yapılması 1944’te kararlaştırılmış ve aynı yıl bir yarışma açılmıştır. Yarışmayı Y. Mimar Doğan Erginbaş ve Y.Mimar İsmail Utkualan’ın hazırladığı proje kazanmış, anıtın yapımına 19 Nisan 1954’te başlanmış ve 21 Ağustos 1960’ta tamamlanarak açılmıştır.

Anıt 25.00x25.00 m. ölçüsünde bir kaide üzerine 41.70 m. yüksekliğinde dört ayak üzerine oturtulmuştur. Buradaki ayaklar 7.50x7.50 ölçüsünde, 10’ar m. aralıklı olup, girişte 30.00x30.00 m.lik bir onur holü bulunmaktadır. Anıtın ayakları üzerinde bulunan rölyefler Kültür Bakanlığı’nca yaptırılarak 27 Kasım 1999’da açılmıştır. Anıt, son derece güzel bir ışıklandırma sistemine sahiptir. Bahçesinde bulunan direk yekpare bronzdan olup 25 m. yüksekliğindedir. Bu direk ABD’de yaşayan Nazmi Celal (William Johnson) tarafından hediye edilmiştir. Anıtın tümü 625 km.lik bir alanı kaplamaktadır.

Anıtın orta yerindeki taş blok burada şehit düşmüş askerlerin toplu mezarlarını sembolize etmektedir. Bunun üzerinde Mehmet Akif’in Çanakkale Şehitleri için yazdığı şiirin ilk mısrasına yer verilmiştir. Ayrıca anıtın altında Çanakkale Savaşı eserlerinden oluşan bir müze açılmıştır. Bu müzede savaş alanı kroki ve haritaları ile savaşta kullanılmış mermiler, dürbünler, Anzaklara ait mektuplar, içki, ilaç, karavana kapları, sigara tabakaları ve bazı savaş araç ve gereçleri sergilenmektedir. Bunlar arasında her iki tarafın birbirlerine açtıkları ateş sırasında havada çarpışan mermiler ile kemiklere saplanmış mermi ve şarapnel parçaları bulunmaktadır.

Çanakkale Şehitler Anıtı’nın yanında Mayıs 1992’de yapımı tamamlanmış bir şehitlik bulunmaktadır. Burada üstlerine ay yıldız konulmuş, isimleri tespit edilebilen 100 subay ve 398 erin isimleri yazılıdır. 

15/3/2008

57 ncı alay

 

Çanakkale şehitliği (57 nci alay)


57 NCI ALAY Arıburnu Muharebelerinde tümü Şehit düşen ünlü Şehitler Alayıdır, 25 NİSAN 1915'de Arıburnu kıyılarına çıkarak Conkbayırı Kocaçimen tepelerini almak üzere olan Anzak Kolordusuna yaptığı devamlı süngü hücumları ile 20 bin kişilik ANZAK birliklerini denize kadar sürmüştür, Anafartalar muharebeleri süresince çok kanlı taarruz ve hücumlarla Conkbayırı, Kocaçimentepe mevziinin Anzaklar eline geçmesine mani olmuş, bütün cepheyi korumuştur.

15/3/2008

ÇANAKKALE

 

ABİBE
Şehitler Abidesi'nin altındaki salonda hizmet veren müzenin girişinde Çanakkale Savaşlarını gösteren krokiler ile savaş sırasında çekilmiş fotoğraflar yer alıyor. Salonun sağındaki vitrinlerde, İngilizlere ait harp esnasında kullanılan ilaç, içki, karavana kapları; diğer vitrinlerde şehitlerimize ait kan dolu saatler, savaşın vahşetini gösteren kemiklere saplanmış mermi ve şarapnel parçaları ve mermi çekirdeklerinin havada birbirleriyle çarpışmalarıyla meydana gelen ilginç şekiller sergileniyor.

15/3/2008

ÇANAKKALE

YAHYA ÇAVUŞ ANITI

Ertuğrul Koyu’na hakim bir tepede bulunan Yahya Çavuş Şehitliği ve Anıtının bulunduğu yerde 25 Nisan 1915’te Ertuğrul Koyu’a çıkartma yapan İtilaf Kuvvetlerinin 3. Alayına karşı 26.Alay 3.Tb.10.Bölüğünün 21.Takımından olan, Ezineli Yahya Çavuş 63 askeri ile savaşmıştır. Sabah gün ağarmasından batımına kadar üç alaya karşı kahramanca dövüşerek şehit olmuşlardır. İngilizlerin Aytepe’yi ele geçirmelerinin ardından süngü hücumuna kalkan Yahya Çavuş ve askerleri burada İngiliz hücumunu geciktirmiş ve savaşın geleceği üzerinde büyük rol oynamıştır. Bu çatışmadan Yahya Çavuş ve birkaç askeri sağ çıkabilmiştir.

Bu olayın anısına, Ertuğrul koyuna hakim bir tepede yapılan anıtta, mermer bir kaide üzerinde Yahya Çavuş iki yanında ellerinde bayrak ve tüfek tutan iki askerin arasında canlandırılmıştır. Mermer kaide üzerindeki plakette ise Yahya Çavuş’un adı yazılıdır.